İngiltere Premier Ligi’nin belki de en büyük rekabetlerinden biri olan Manchester Derbisi, 17 Ocak 2026 tarihinde Old Trafford’da bir kez daha futbolseverlere taktik, tempo ve duygunun iç içe geçtiği 90 dakika sundu. Manchester United, sahadan 2-0’lık net bir galibiyetle ayrılarak hem şehirde psikolojik üstünlüğü ele geçirdi hem de lig yarışında çok kritik bir üç puanı hanesine yazdırdı.
Skor tabelası sade görünse de, maçın hikâyesi oldukça katmanlıydı. Teknik direktör Michael Carrick, oyun planını sabır, denge ve doğru anlarda hızlanma üzerine kurarken; Pep Guardiola ise topa sahip olarak oyunu kontrol etmeyi hedefledi. Ancak futbol, her zaman plan yapanın değil, planı sahada doğru uygulayanın oyunu oluyor.
Büyük umutlarla Manchester şehrinin kırmızı tarafının başına gelen Ruben Amorim’in takımdan ayrılışından sonra bu maçta gördük ki, Manchester United takımının üzerinden o gördüğümüz soğukluk kalkmış gibi. Efsane teknik adam Ferguson’un görev yaptığı dönemden en güvenilir oyuncularından birisi olan Michael Carrick’in ilk ve en önemli sınavını başarıyla tamamladı diyebiliriz.
Karşılaşmanın ilk 45 dakikası tam anlamıyla bir taktik savaşıydı. Manchester City, alışık olduğumuz üzere topa daha fazla sahip olan taraftı. Yaklaşık %58 civarında topa sahip olma oranı ile oyunu rakip yarı sahaya yıktılar. Rodri ve Bernardo Silva merkezde pas trafiğini yönetirken, Foden ve Doku’nun kanat hareketliliği dikkat çekti.
Manchester United ise panik yapmadı. Casemiro – Mainoo – Bruno Fernandes üçlüsüyle merkezde sert ama akıllı bir savunma kurgusu oluşturdular. Top City’deyken savunma blokları arasındaki mesafe hiç açılmadı. Bu da City’nin ilk yarıda yalnızca 2 isabetli şut bulabilmesine neden oldu.
İlk yarıda gol sesi çıkmadı ancak sertlik dozu yüksekti. Diogo Dalot, Rodri ve Rico Lewis sarı kart gören isimler oldu. Bu kartlar, maçın ne kadar yüksek tansiyonla oynandığının göstergesiydi. Premier Lig’de oynanan maçlarda yaşanan sertliği tüm futbol severler bilir ki özellikle bu tür derbilerde bu sertlik iki belki üç katına çıkar. Yine de maçın tamamında 5 sarı kart çıktı ve kırmızı kart görmedik.
İkinci yarıya Manchester City iki oyuncu değişikliğiyle başladı. Guardiola, Foden ve Max Alleyne’i kenara alarak oyuna daha fiziksel ve direkt isimler soktu. Ancak bu hamleler, beklenen etkiyi yaratmadı. Dakikalar 58’i gösterdiğinde maçın kilidini açan an geldi. Sol kanattan gelişen Manchester United atağında, Luke Shaw’un bindirmesi savunmayı bozdu. Ceza sahası içinde doğru pozisyon alan Patrick Dorgu, temiz bir vuruşla topu ağlara gönderdi: 1-0.
Bu gol, oyunun psikolojisini tamamen değiştirdi. Manchester City öne çıkmak zorunda kaldı, savunma çizgisi yükseldi. İşte tam bu noktada Carrick’in planı devreye girdi. Carrick takıma bir hava katmışa benziyor, Ruben Amorim döneminde gözden düşen, Manchester’in geleceği olarak da ismi pek çok yerde anılan Mainoo kadroya geri döndü ve gayet başarılı bir performans sergiledi.
Dakika 71… Amad Diallo’nun sağ kanattan taşıdığı top, ceza sahasında Bryan Mbeumo ile buluştu. Soğukkanlı bir bitiriş, Donnarumma’nın uzanmasına rağmen ağlarla buluştu. 2-0.
Bu gol, maçın fişini çeken andı. City kalan dakikalarda Haaland ve Doku üzerinden pozisyon arasa da Lisandro Martinez ve Harry Maguire ikilisi hava toplarında kusursuza yakın oynadı. Bu maçtan sonra İngiltere Premier Ligi‘de puan durumunda Manchester United 35 puanla maç fazlasıyla 4. sıraya yükseldi, yenilgiyi alan Manchester City ise 2. sıradaki yerini korudu.
Bu rakamlar, topa sahip olmanın değil, doğru anda doğru işi yapmanın maçı kazandırdığını açıkça gösteriyor.
Bir futbol adamı olarak şunu net söyleyebilirim: Manchester United bu maçı taktik disiplin, sabır ve doğru geçiş oyunuyla kazandı. Carrick, Guardiola’yı satranç tahtasında mat etti. Skor 2-0 ama sahadaki üstünlük, özellikle ikinci yarıda çok daha belirgindi. Yıllardır yönetimiyle, takımıyla, taraftarıyla eski günlerinin hasretini çeken Manchester United’ın bu maçta farklı bir vizyon ortaya koyması futbol severler tarafından ve açıkça söylemek gerekirse benim tarafımdan bile mutlulukla karşılanmıştır.
Galatasaray'da üç senelik şampiyonluk serüveni son mu buluyor? Kemerburgaz'da neler oluyor? Transferler nerede? Tüm bu…
Trendyol Türkiye Süper Ligi 2025-2026 sezonunun 17 Ocak 2026 tarihinde oynanan kritik karşılaşmalarından biri, futbolseverlere…
2025–2026 sezonu Ocak ayına girilirken, Türk futbolunun klasik kış transfer dönemi atmosferi yine kendini hissettirmeye…
İspanya Ligi LaLiga’da 2025-2026 sezonu tüm heyecanıyla devam ederken, ligin ikinci yarısının hemen başında oynanacak…
Ligin ilk yarısının son haftasında Kasımpaşa'yı 3 golle geçen Galatasaray tatile mutlu girmişlerdi fakat anlam…
2026 Turkcell Süper Kupa Finali, İstanbul’un tarihî Atatürk Olimpiyat Stadı’nda oynanan ezeli rekabetin yeni bir…