Galatasaray‘da üç senelik şampiyonluk serüveni son mu buluyor? Kemerburgaz’da neler oluyor? Transferler nerede? Tüm bu soruların cevabını bu yazımda sizlerle paylaşmaya çalışacağım. Bir futbol sever olarak tüm ligleri, takımları, oyuncuları ve hatta yönetimleri takip ediyorum, pek çok senaryo gördüm ve bu senaryolar çoğu zaman birbirine benzer. Senaryoların ne zaman gerçekleşeceği ise bu takımların iç işlerindeki güce bağlı durumda.
Manchester United, şampiyonluklar, birbirinden şanlı başarılar… Bayern Münih; ligi domine etme, peşpeşe şampiyonluklar… Paris St.Germain; yıldız oyuncular, ligin birinci sırasına konulan ambargo… Real Madrid’den bahsetmeyelim bile… ve hepsi bu şanlı dönemlerden sonra bir yenilenme sürecine girdiler. Galatasaray’da bunu daha önce yaşadı, 4 sene peşpeşe alınan şampiyonluklar sonrasında takım istemese de kendini nadasa bıraktı. Ligi 13. bitirdikleri sene de bu dönemlere örnek verilebilir.
3 senedir, harika bir ortam; yönetimi, teknik ekibi, oyuncuları ve taraftarıyla birlikte gelen şampiyonluklar… Teknik direktör Okan Buruk, Galatasaray’ın dört sene üstüste şampiyonluk rekorunu egale etmek istese de; takımda bir doymuşluk, yüzlerde eskime hissi mevcut. Halk olarak vedalaşmayı bilmediğimizden dolayı takımda kalan oyuncuların yük almak yerine yük olduğunu kabul edemeyişimiz, başarıya giden yolda taşları ayakkabımızın içine soktu bile.
İcardi, yaşadığı büyük sakatlığın ardından takıma döndü ve hatta takımın en golcü oyuncusu fakat, son dönemde ayağına, kafasına atılan topları direklerin arasından geçiremiyor, geçiremediği gibi taraftarın görmek istediği “gol kaçırma pişmanlığı”nı da yaşamıyor. Doğal olarak Galatasaraylı taraftarların aklına “artık bizi sevmiyor mu?” sorusu geliyor fakat bunu bu ilişkiye layık göremiyorlar.
Galatasaray efsaneleri arasında yer alan kaleci Fernando Muslera ayrılırken eldivenlerini “Benden sonra kaleyi Günay koruyacak” diyerek tecrübeli kaleciye bıraktı. Bunu fiziken yapmasa da Muslera’nın sözleri hedefini bulmuş olacak ki, Uğurcan’ın transferiyle yine yedeğe düşen Günay’ın Kemerburgaz’da sorun yarattığı dedikodular arasındaydı. Pek çok spor adamının Galatasaray’ın üstündeki kara bulutları araştırdığı dönemde bu dedikoduların gerçeklik payının büyük olduğu da söylendi.
Günay’ın yetenekleri tartışılır fakat sadece Muslera eldivenleri Günay’a teslim etti diye bunu gerçeklik olarak kabul etmek zor. Hele Galatasaray başkanı ve taraftarıysanız. Tüm dünyada kabul edilen bir gerçek bu, yedek kaleci olmak biraz da kulübedeki koltukta her zaman hazır beklemek demektir ve bu beklenen zaman hiç gelmeyedebilir. Bunu kabul ederek “yedek kaleci” olunduğunu bilmek gerek. Oyuncunun tarafından bakarsak, bu durumun zor bir psikoloji olduğunu kabul etsem de, sorun yaratmak için yeterli olmadığını düşünüyorum.
Galatasaray yaz transfer döneminde harika transferler yapsa da, kadro derinliğini pek düşünmediler. Doğal olarak ayrılamadığı oyuncular Galatasaray’a yük olmaya başladı. Kaan Ayhan uzun zamandır kendi pozisyonunda alternatif olamadı ve herkesin bildiği gibi oynamak istemediği pozisyonlarda görev aldı. SAĞ BEK! Oyuncu, süre aldığı dönemde iç açıcı bir performans da sergilemedi fakat beklentisi bir yıldız oyuncunun beklentileri gibiydi.
Galatasaray yönetiminin yaptığı pek çok yanlıştan birisi olan “konuşan oyuncuyu parayla sustur” politikası burada da işledi. Kaan Ayhan’ın yıllık maaşında artışa gidildi peki ne için? Yedekte bekleyen, pozisyon seçen, kendi pozisyonunda oynadığında da yeterli performansı vermeyen bir oyuncu için.
Yıllardır Galatasaray için her maçta formayı herkesten çok terleten, her maçta her şeyini veren, takıma bağlılığından hiç şüphe edilmeyen o adam… Atom karınca Torreira! Geçen sezon başlayan transfer dedikoduları bu sezon iyiyden iyiye arttı ve taraftarların sinir uçları bu durumdan etkilenmeye başladı. Oyuncunun aşk hayatı, yaşadığı kayıplar psikolojisini bozmuş durumda fakat her durumda taraftarlar anında Torreira’nın yanında yerini aldı.
Buna rağmen son dönemde oyuncunun menajeri Boca Juniors ile yaşanan flörtü çokça dillendirmeye başladı. Galatasaray, Fenerbahçe ve Beşiktaş gibi büyük takım taraftları bu tarz oyuncuların her daim yanında yer alırlar ama oyuncu bu iyi niyeti suistimal ederse bir anda “takımdan büyük değilsin gidebilirsin” tarafına da geçebilirler. Torreira bu iki taraf arasında ki ince çizgide gezinmeye devam ediyor. Ocak transfer döneminde olmasa bile bu sezon sonunda takımdan ayrılması muhtemel görünüyor.
Gol! Galatasaray golü buluyor! Bir şarkı çalıyor, Aşkın Olayım! İcardi, tribünlerin önünde duruyor ellerini kulaklarına götürüyor ve taraftarlar hep bir ağızdan “Gel bir sarayım, Aşkın olayım!” diyerek şarkıya eşlik ediyor, yüzlerde bir gülümseme! Son üç senedir pek çok kez gördüğümüz sahne yerini yavaş yavaş başka bir duyguya bırakıyor. Hala aşk mı yoksa yük mü?
Süper Kupa finalinde hayalet gibi sahada koşan, sezonun ikinci yarısının ilk maçında Gaziantep FK’ya karşı ayağına, kafasına gelen topları değerlendiremeyen, değerlendiremediği gibi vücut diliyle pekte rahatsızlık yaşamadığını gösteren İcardi için ayrılık çanları çalmaya başladı. Yazının başında halk olarak vedalaşmayı bilmiyoruz dedim çünkü, çok sevdiğimiz bir insanın veya eşyanın bir süre sonra artık bize yük olduğunu kabul etmemiz bizim için çok zor… İcardi’de Galatasaray yönetimi ve taraftarları için bu hal ile %100 örtüşen bir örnek.
Özel hayatındaki sorunlar, efsanevi Tottenham maçında yaşadığı çapraz bağ sakatlığı ve geri dönüşü… Geri dönüşünden beklenen Sindirella hikayesi gerçekleşmedi. İcardi, Süper Lig’de takımın en golcü oyuncusu olmasına rağmen hiçbir şey eskisi gibi değil hissini veriyor. Bu durumda futbol severler arasında artık “aşk değil yük oldu” yorumlarının çoğalmasına neden oluyor. Aslında bu sorulması gereken doğru bir soru! Size soruyorum, İcardi Galatasaray için aşk mı yük mü?
Galatasaray’da görev aldığı dönemde Türkiye’ye bir çok futbolcuyu yaptığı anlaşmalarla cüzzi rakamlara getiren Erden Timur şüphesizki Süper Lig takımlarının transfer çehresini değiştirdi. Galatasaray’ı başarılarında yakalamak isteyen rakipleri de bu tarz transferleri yapmaya çalışıyor. Fakat burada bahsetmemiz gereken şey, piyasa değeri 20 milyon euro olan Torreira 6 milyon euroya, piyasa değeri 18 milyon euro olan Sanchez 14 milyon euroya, piyasa değeri 22 milyon euro olan İcardi ise taksitlerle birlikte 17 milyon euroya takıma kazandırıldı. Büyük paralar verilmedi asıl başarı da buydu. Peki şu anda neler oluyor?
Singo en yüksek piyasa değerini 28 milyon euro ile Galatasaray transferinden sonra kazandı ve oyuncu doğru düzgün oynamadı bile. Yaz transfer döneminde ayrılacağı belli olan Muslera’nın yerine, Donnaruma, Ederson gibi dünya yıldızları konuşulurken 30 milyon euro verilerek Trabzonspor’dan alınan Uğurcan Çakır. Bedelsiz olarak alınan fakat yüksek maaşıyla dikkat çeken Sane. Herhalde bu transfer döneminde negatif olarak anılmayacak tek adam Victor Osimhen’dir.
Henüz taraftarların gözünde başarılı bir operasyon yapamayan yönetimin kış transfer döneminde sessizlik için bulunması sinirleri iyiden iyiye gerdi ki bu dönemde ezeli rakip Fenerbahçe paraları akıtmaya devam ederken işler iyice zorlaştı. Taraftar baskısıyla transfer yapılmasını doğru bulmasam da, Galatasaray yönetimi geç kaldıkça yanlış yapmaya daha da çok yaklaşıyor ki bu tarz acele trasnferleri de çok gördük. Transferler geciktikçe gerilen sinirlerin hedefi de yönetimin açıkça belirttiği “transferdeki yetkili isim” Abdullah Kavukçu oldu.
Göreve geldiği günden beri transferden sorumlu olarak çalışan Abdullah Kavukçu‘nun listesi kabarık. Monaco’dan Singo, Bayern’den ayırlan Sane, yılan hikayesine dönen ve oyuncunun ısrarının büyük rol oynadığı Osimhen transferi… Peki kadro planlaması? Kimse bu transferlerin başarısız olduğunu söyleyemez ama bir plan dahilinde yapılmadığı da bir gerçek çünkü Galatasaray son sezonda yaşadığı şampiyonluktan sonra Şampiyonlar Ligi ve Süper Ligi bir arada götüreceği bir kadro oluşturamadı. Öyle veya böyle Şampiyonlar Ligi’nde 3 galibiyet alındı fakat herkesin kabul ettiği, performans sergilendi mi? Hayır…
Futbolda sakatlık, kart cezaları oyunun doğasında var. Kadro planlamaları da tüm gerçekler göz önünde bulundurularak yapılmalı. Peki Galatasaray yönetimi transferleri planlayarak mı yaptı? Hayır.
Singo alındı, sakatlandı, yerinde oynayan oyuncu futbol hayatında sağ beki ilk defa gören Sallai. Sol Beklerden birisi sakatlandı diğer ceza aldı, yerinde oynayan oyuncu Konyaspor’a transfer olmadan önce “nerede olsa oynarım” diyen Berkan Kutlu…
Mertens geçtiğimiz sezon sonunda futbolu bıraktı, yerinde oynayan oyuncu, çizgiye basmadan kendini rahat hissetmeyen Yunus Akgün…
Osimhen, AFCON’a gitti yerinde oynayan oyuncu 7 aydır futbol oynamayan İcardi o da olmazsa komple bir forvet oyuncusu olmayan Barış Alper Yılmaz…
Sanchez sakatlanıyor, Abdülkerim cezalı duruma düşüyor, yerine oynayan oyuncu Kupa maçında baldırından sakatlanan genç oyuncu Arda Ünyay.
Kısacası, Galatasaray gibi bir takımın yedekten gelen oyuncularının as oyuncuların yeteneklerine yakın olması beklenir. Ama Okan Buruk yedek kulübesine baktığında gördüğü manzara hiç iç açıcı değil. Bu durum da 2025-2026 sezonu transflerlerinin ve kadro planlamasının sınıfta kaldığını bize gösteriyor.
Galatasaray lobisinde dolaşan bir başka dedikodu ise Okan Buruk ve Abdullah Kavukçu arkadaşlığı, hatta bu arkadaşlığın; Abdullah Kavukçu’nun göreve gelmesinde etkili olduğu da söyleniyor. Peki Abdullah Kavukçu’nun Okan Buruk ile arkadaşlığı Galatasaray’a zarar mı veriyor? Bu sorunun cevabını şöyle açıklayabiliriz. Bir yöneticinin takımın teknik direktörüyle özel bir bağlantısı varsa ve işler istenildiği gibi gitmiyorsa bu iki insanın birbirini idare etmek için sorunları görmezden gelme ihtimali yüksek ve bu sorunların ileride istenmeyen sonuçlar doğurması da olasıdır.
Ünlü spor yorumcusu Levent Tüzemen’in iddaları Okan Buruk ve Kavukçu’nun yapmak istedikleri şeyin abes bir tabirle “başkanı yemek” olduğu yönünde. Tüzemen’in bir iddası da Galatasaray’ın ekonomik olarak perde arkasında sorunlar yaşadığıydı. Tüzemen’in bu iddası geçtiğimiz aylarda yapılan basın toplantısında, başkan Dursun Özbek’in “kasamızda paramız bol” söyleminin sorgulanmasına neden oldu. Yönetimin kış transfer döneminde sessiz kalması da bu iddaları güçlendirdi. İtalya’ya giden ve üç transfer yapması beklenen Kavukçu’nun Türkiye’ye eli boş dönmesi de tüm bu iddalara tuz biber ekti.
Sonuç olarak Galatasaray’da bir buhran yaşanıyor, yıllar önce yine Dursun Özbek döneminde yaşanan bir buhran dönemine benzeyen bir periyod yaşanmıştı. Takımın başında İgor Tudor vardı, 2017-18 sezonunun 16. haftasında Yeni Malatyaspor’a alınan 2 – 1’lik yenilgi nedeniyle Galatasaray yönetimi tarafından kovulmuştu.
Ve o dönemde adı Twitter olan X uygulamasından Galatasaray taraftarının beklediği mesaj gelmişti. “Nerede Kalmıştık?”. Bu buhran dönemi yeni bir Fatih Terim döneminin habercisi midir, yönetimi ve teknik ekibi yerinden eden bir macera mıdır bilinmez ama Galatasaray gibi büyük takımların bu gibi dönemlere cevapları da gecikmez diye düşünüyorum.
Trendyol Türkiye Süper Ligi 2025-2026 sezonunun 17 Ocak 2026 tarihinde oynanan kritik karşılaşmalarından biri, futbolseverlere…
İngiltere Premier Ligi’nin belki de en büyük rekabetlerinden biri olan Manchester Derbisi, 17 Ocak 2026…
2025–2026 sezonu Ocak ayına girilirken, Türk futbolunun klasik kış transfer dönemi atmosferi yine kendini hissettirmeye…
İspanya Ligi LaLiga’da 2025-2026 sezonu tüm heyecanıyla devam ederken, ligin ikinci yarısının hemen başında oynanacak…
Ligin ilk yarısının son haftasında Kasımpaşa'yı 3 golle geçen Galatasaray tatile mutlu girmişlerdi fakat anlam…
2026 Turkcell Süper Kupa Finali, İstanbul’un tarihî Atatürk Olimpiyat Stadı’nda oynanan ezeli rekabetin yeni bir…