Galatasaray’da İşler Neden Ters Gidiyor
Ligin ilk yarısının son haftasında Kasımpaşa’yı 3 golle geçen Galatasaray tatile mutlu girmişlerdi fakat anlam verilemeyen bir gerginlik süre geliyor. Takımın içerisinde bulunduğu durum pek iç açıcı görünmüyor. Takım lider, alınan sadece bir yenilgi var, Şampiyonlar ligi’nde işler istendiği gibi olmasa da iyi gidiyor fakat bir şey var! İçimize düşen bir anlık kuşku, nefes darlığı gibi de değil. Sürekli camianın göğsünde duran bir sıkıntı. Peki nedir bu sıkıntının sebebi? Gelin birlikte inceleyelim.
Galatasaray’da Kazan Kaynıyor

Galatasaray’da Sıkıntı Ne
Galatasaray 2025-2026 sezonu transfer döneminde takımın çehresini değiştiren oyuncuları transfer etti fakat kadro derinlğini yıldızların ışıltısına kapılmış olacaklar ki unuttular. Hem ligde şampiyonluğa aç bir Fenerbahçe ile hem de Şampiyonlar Ligi’nde 8 maçlık bir serüvene yeterince iyi hazırlanamayan sarı kırmızılılar da, önce yorgunluk sonra da sakatlıklar baş göstermeye başladı. Buna bir de AFCON turnuvası eklenince Galatasaray takımın en değerli parçası Osimhen’den yoksun kaldı. AFCON başladı başlayalı puan kaybetmediler ama futbol anlayışının tepesinde pres olan Okan Buruk’un oyunu da beğeni toplayamadı. Buna bir de bahis ve şike operasyonunda adı geçen futbolcular eklenince işler bambaşka bir psikolojik düzeye erişti.
AFCON Turnuvası ve Osimhen’in Eksikliği
AFCON turnuvasında Türkiye Süper Ligi‘nde forma giyen pek çok oyuncu ter döküyor. Wilfred Ndidi, Paul Onuachu ve tabii ki Victor Osimhen… Bu turnuvanın sezon ortasına denk gelmesi bir yana, turnuvaya giden oyuncuların kulüp takımlarında son derece önemli yerlerde olmaları da bu kulüplerin oyunlarını büyük derecede etkiliyor. Yani demek istediğim Osimhen, Manchester City oyuncusu olsaydı eksikliği belki de hiç hissedilmezdi.
Trabzonspor‘dan Onuachu ve Galatasaray’dan Osimhen’i alınca bu iki takımda birdenbire oyun anlayışlarını sahaya yansıtamaz hale geldiler. Beşiktaş’ta ise Wilfred Ndidi’yi orta sahadan çekip alınca yerine oyuncu bile koyamıyorsunuz.

Osimhen’in eksikliğinin en yoğun hissedildiği maç Süper Kupa Finali’nde Fenerbahçe’ye karşı oynanandı. Okan Buruk, önde presi takımın aklına o kadar çok kazımış ki, eski halinden eser olmayan Icardi bunu yapmaya çalışırken geride pek çok alan bıraktı. Icardi’nin pres gücünü güvenemeyen takım arkadaşları da ne olursa olsun hareketlerini yaparken hep iki kere düşündüler. Doğal olarak o acı presi görmeyen Fenerbahçe oyuncuları geriden oyun kurulumunda kısa pas, uzun pas her şeyi denediler. Zaten Icardi’nin oyun gücünün yerinde olmaması Fenerbahçe tarafında hep bir oyuncunun boş kalmasına neden oldu.
Osimhen olsaydı ne olurdu peki? Osimhen’in pres gücü dünyanın forvetlerini sıralasak ilk üçe girer, belki biraz iddalı olacak ama bence birinci sırada. Osimhen’in bu gücü Okan Buruk’un ve Galatasaray’ın defansının elini çok güçlendiriyor. Liverpool, Bodo maçlarında da gördük ki bu güç sarı kırmızılılara çok şey veriyor. Süper Kupa finalinde Osimhen ilk 11’de olsaydı, Yunus ve Barış önde baskıyı geride kim var düşünmeden yapabilirler, sahada 11 ama psikolojide 10 kişi kalmazlardı.
Osimhen kendisini geçen oyuncunun peşini bırakmayan bir oyuncu, Guendouzi ve İsmail’in kilit paslarda kesinlikle bu kadar rahat olamazlardı. Icardi’den daha büyük bir tehdit olan Osimhen’in Fenerbahçe defansı üzerindeki psikolojik etkisi de başka bir seviyede olurdu. Galatasaray’ın yediği ikinci golde Icardi’nin gösteremediği direnci gösterebilir ve bana göre maçta Galatasaray’ın umutlarını bitiren bu golü yemeyebilirlerdi.
Kadro Derinliği, Sakatlıklar
2025-2026 sezonu yaz transfer döneminde harika işler yapan Galatasaray, ilk önce Napoli’den Osimhen‘i ve sonra Bayern Münih ile sözleşmesi biten Leroy Sane‘yi, Monaco’dan Wilfred Singo‘yu, Manchester City’den İlkay Gündoğan‘ı, Trabzonspor’dan Uğurcan Çakır‘ı renklerine bağladı. Fakat bu oyuncuların hepsini saydıktan sonra halihazırda kadroda bu oyuncuların yerini doldurabilecek bir oyuncu sayabilir misiniz dersek, bulamayacağız tabii ki ve 20 milyonluk yeni transfer Singo’yu yeterince göremedik bile… Buna orta sahada sezon başında çok güçlü bir görüntü veren Mario Lemina‘da eklenince işler çığrından çıktı.

Okan Buruk’un ikame mantığı üç sene Türkiye Süper Ligi’nde işe yaradı fakat bu sene görülüyor ki bu işe yaramıyor ki bu üç sene içerisinde ikame mantığıyla oynayan oyuncular pek çok şey kaybettirdi. İki sene peş peşe Avrupa maçlarında hem de aynı pozisyonda kırmızı kart ile oyundan atılan Kaan Ayhan bir orta saha oyuncusu olmasına rağmen savunmanın sağında görev aldı.
Sağ Bekte İkame Sallai Oldu
Roland Sallai, futbol hayatında ilk defa sağ bekte oynuyor. Oyuncu karakteri gereği elinden gelenin hep fazlasını veriyor fakat Galatasaray’ın sağ bekinde doğru durmadığı kesin. Bir savunma oyuncusunda bulunan hamle keskinliği bu oyuncuda yok ve bu gayet normal.
Mertens Bıraktı Yeri Dolmadı
Mertens‘in futbolu bırakmasıyla boş kalan forvet arkası 10 numaralı pozisyon için de Yunus Akgün ikame olarak görev yapıyor. E o zaman İlkay var derseniz, İlkay kesinlikle bir 10 numara değil. Yunus Akgün ayağını çizgiye basmadığı her pozisyonda, futbol tabiri ile “ince” yapmak istediği her pozisyonda çok büyük bir oranda topu kaybediyor. Bu da gayet normal çünkü 10 numaranın refleksi olan “pas atma” yeteneği, Yunus için ilk sırada değil, topu alan genç oyuncu direkt driplingi deniyor ve etrafında, çizgi kenarında olmadığı kadar oyuncu oluyor, mücadeleye girdikten hemen sonra topu kaybediyor.
Tek Transfer Can Armando Güner
Kış transfer döneminde doğru transferlerle kadro derinliğini artırmak isteyen Galatasaray şu ana kadar sadece gelecek vadeden Can Armando Güner’i kadrosuna kattı. Ezeli rakibi transfer sezonu açılır açılmaz iki transfer yaptıktan sonra Galatasaray taraftarı transfer yangınına başladı ve bu sesi Başkan Dursun Özbek duydu ve bir açıklama yaptı. Bakalım bu açıklama taraftarı ne kadar rahatlatacak.
Bahis ve Şike Operasyonunun Etkisi
2025-2026 sezonuna damga vuran olayların başında Bahis ve Şike operasyonu geliyor. Fenerbahçeli Mert Hakan Yandaş ve Galatasaray’dan Metehan Baltacı‘nın hapis cezasına çarptırıldığı bu operasyon sadece Galatasaray’ı değil tüm Türk futbolunu etkiledi fakat geçmiş dönemlerde görev yapan Erden Timur’un bu operasyon dahilinde hapis cezasına çarptırılmasına tepkiyi vermekte geç kalan Galatasaray yönetimi ile taraftarın arasını biraz açmış gibi göründü. Aslında Erden Timur olayına tepkinin gecikmesi sorun değildi belki ama yönetimin bu gibi durumlarda pasif kalma durumunun genele yayılmış olması, son dönemde yaşanan olayların bardağı taşıran son damla olmasına neden oldu.
Galatasaray’da sol bek oyuncusu Eren Elmalı, takıma katıldığından beri gayet başarılı bir performans sergiliyordu, bahis ve şike operasyonu dahilinde ismi listede yer alan oyuncu Metehan gibi olmaktan kıl payıyla kurtuldu. Hak mahrumiyeti alan oyuncu bu dönemde önemli bir süreçten geçti, hem psikolojik hem de fiziksel olarak hazır görünmeyen oyuncu, Süper Kupa yarı finalinde attığı golden sonra göz yaşlarına hakim olamamıştı. Bu durum takımın geneline de yansıdı.
3 Senedir Gelen Şampiyonluk Doygunluğu
Sporun her dalında başarısızlık bir takımı ve oyuncularını ve dahi yönetim ve teknik ekibi ne kadar etkiliyorsa, sürekli başarının da etkisi büyük. Daha önce dört sene peşpeşe şampiyonluk yaşayan sarı kırmızılıların bunu tekrar etmek istemesi, tarihi tekrarlama hevesleri gayet anlaşılabilir fakat bu gibi bir durumda oyuncuların psikolojilerini hedefte tutmak çok zordur. Üç senelik dönemde psikolojiyi gayet iyi yöneten Okan Buruk‘un da bunu yaşayabileceğini düşünürsek, işler bundan sonra kolay olmayabilir.
Bir örnekle söylemek istediğimi güçlendireyim; bir alanda; bir tarafta iki gündür aç olan, diğer tarafta henüz bir dakika önce yemek yemiş bir aslan olsun. Önüne atılan ceylanı kovalayacak olan, yorgunluktan öleceğini düşünse bile aç olan aslan olacaktır. Doygunluk hissi tehlikelidir. Doygunluk hissi, özgüveni olması gerektiğinden fazla bir seviyeye çeker, yenilgi hissini alır, iyi stresi azaltır, rahatlık verir ki nitekim bu durumu Fenerbahçe maçında da gördük. 6 yılda bir kupa alan, yönetimini, teknik ekibini ve takımda bazı noktaları değiştiren sarı lacivertlilerin açlığını tecrübe ettik ve Galatasaray az farkla da olsa favori çıktığı maçta yürüyemedi bile…
Galatasaray’ın Çaresi Ne
Galatasaray’ın çaresi ne olabilir? Açlık hissini geri, Florya’da ki psikolojiyi yeniden eski haline getirmek. Yönetimin aksiyon hızını artırması, taraftarla arasındaki bağı tekrar güçlendirmesi, bir yıllık nadas, yeni ve aç oyuncular almak, ağırlık yaratan oyunculardan kurtulmak. Bu yazılarımızdan daha çok görmek için sitemizi takip etmeyi unutmayın, buraya tıklayın, karşınıza çıkan sitemiz www.spor90.net‘i favorilerinize ekleyin.